Kamu Hastane Birlikleri Yasası


Yazdır

.

Kamu Hastane Birlikleri Yasası 2 Kasım’dan itibaren uygulanmaya kondu. Sağlığın “sektör” olarak tanımlandığı uygulama, AKP’nin kadrolaşma operasyonuyla başladı. Yasayla sağlık tamamen piyasalaştırılacak. Böylece sağlık çalışanları güvencesizleştirilecek, halkın sağlığı ciddi tehlikelerle karşı karşıya kalacak.

-AKP İKTİDARININ SAĞLIKTA YENİ SLOGANI:YA PARAN YA CANIN

Artık hastanelerin başında hekimler değil AKP’nin belirlediği holding CEO’ları gibi hareket eden Birlik Sekreterleri var. Onlar için sağlık, yatırımcılar için cazibe unsuru olarak pazarlanan bir sektör. Hastanın sık hastaneye geleninin makbul olacağı sistemde performans sistemiyle, çalışanlar daha da güvencesizleştirilecek. Çalışanlar gibi hastaneler de puanlandırılacak.

KALİTELİ SAĞLIKSIZLIK

Hastanelerin özkaynaklarıyla idare etmelerini getirecek olan düzenleme, kamu özel ortaklığı ihalelerini de dayatacak. Çünkü henüz halkın cebinden çıkan sağlık harcaması, sağlığı bir sektör olarak devlet desteğine ihtiyaç duymaksızın döndürmüyor. Katılım payı adı altında hastalardan alınan ayakbastı paralarının 2012 yılı getirisi 2,4 milyar lira olarak saptandı. Buna karşılık 2001’de 5,5 milyar lira dolayında olan Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) açığı 2011’de 52 milyar dolayında ölçüldü ve 2012 için 25,5 milyar liralık bir açık öngörüldü.

SGK açığının giderek büyümesi, bazı tedavilerin Genel Sağlık Sigortası (GSS) kapsamından çıkarılmasını dayatacak. Hastalar her sağlık hizmeti için tamamlayıcı sağlık sigortası yaptırmak zorunda kalacak. Çünkü 2012 yılında 158 milyar lira olması beklenen SGK giderlerinin 43 milyarı sağlık gideri. Bu giderin 15 milyarı ilaç, 28 milyarı tedavi. Ayrıca SGK’den devlet hastanelerine ayrılan pay 16, üniversite hastanelerine ayrılan pay 5, özel hastanelere ayrılan pay ise 7 milyar lira.

SGK açığının kapatılması gerekçesiyle kamu özel ortaklığı ihaleleri gerçekleştirilecek. Sermayenin sağlık alanına yatırım yapması için devlet, özel sektörün yapacağı hastanelerde en az yüzde 70 doluluk oranı vaat ediyor. Bu uygulama hastane reklamlarına “5 yıldızlı otel konforunda hastaneler” söylemiyle yansıyor. Öte yandan 2002-2011 arasında yapılan araştırmalara göre yüzde 70 doluluk oranına sadece üniversite hastaneleri erişmiş durumda. Devlet hastaneleri yüzde 60 – 66 arasında bir doluluk oranında seyrederken özel hastanelerde bu oran 2002’den bu yana yüzde 32 - 53 arasındaydı.

Hastanelerin dolması için ya devlet taahhüt ettiği miktarı halkın vergilerinden keserek özel sektöre aktaracak ya da halkın hastanelere daha fazla gitmesi gerekecek. AKP hükümetinin “sektör” olarak tanımladığı sağlığı canlı tutmak için tedavisi bitmeyen hastalıklara, yeni nesil salgınlara, kişisel düzenli bakım reklamlarına ihtiyaç duyulacak.

Piyasalaştırılan sağlık sisteminde finansman ve finansmanın yönetimi önem kazanıyor. Finansmanın yönetimi ve sürdürülebilirliği için Kamu Hastaneleri Kurumu bünyesinde başkanlıklar ve müdürlükler oluşturuldu. Kaynak Geliştirme Daire Başkanlığı da bunlardan biri. Başkanlığın kuruluş amaçları arasında sağlık turizmi gelirlerini artırmak, hastanelerde kira geliri artırıcı işleri (otopark, cafe, otel vb.) çoğaltmak gibi amaçlar da var.

Ne Kadar Ameliyat O Kadar Başarı

Hastaneler işlem, poliklinik skoru, ameliyat masası vaka sayısını artıramazsa bir üst sınıfa çıkamayacak, dolayısıyla başarısız olacak. Beyaz eşya nasıl sınırlı kullanım ömrüyle üretiliyorsa, tedavinin de ömürlük olanı değil, müşterinin (hastanın) sık sık hastaneye geleni makbul olacak. Hasta sayısının artmasına bağlı olan sağlık sisteminin ‘kalite’si ne kadar olur?

Hastanelere Skor Tabelası

Tıbbi, idari ve mali kriterler başlığıyla belirlenen işlem ve vaka sayısı, tasarruf ve kaynakların etkin kullanımı üzerinden puanlar toplanacak. Bunlar arasında; poliklinik skoru, acil servis skoru, saat 16.00’dan sonraki mesaide çalıştırılan sağlık personeli sayısı, ameliyat masası başına düşen vaka sayısı, enerji tasarrufu, kapalı alanın etkin kullanım oranı gibi puan toplanacak kriterler yer alıyor. Toplanan puanlara göre birlikler ve sağlık tesisleri başarılıdan başarısıza (A), (B), (C), (D) ve (E) şeklinde sınıflandırılacak. Performansa göre döner sermaye uygulamasında rastlanılan ve sağlık açısından sakıncalı olan gereksiz işlem ve ameliyatlar bu uygulama ile daha da artacağa benziyor.

Yasayla hastaneler karneye bağlanacak, her hastane için karneler düzenlenecek. Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu’nun yayımladığı “Verimlilik Yönergesi”ne göre Birlikler ve bağlı hastaneler ile yöneticileri için altı ayda bir verimlilik puanları üzerinden karne düzenlenecek. Bazı hastaneler büyük alışveriş merkezleri gibi yeni merkezlere taşınacak. Mahalle ve semtlerdeki kimi hastaneler kapatılacak.

Hastanelerin, puan toplamak için daha fazla işlem yapmasıyla ve müşteri kapmak uğruna göstermelik iyi hizmet reklamlarıyla daha çok karşılaşılacak. Çalışanlar belirsiz zamanlı ve işyeri-iş-ücret güvencesinden yoksun, kölece koşullarda çalışmaya zorlanacak.

AKP HASTANE BİRLİKLERİ

Kamu Hastaneleri Kurumları’nın Birlik Genel Sekreterleri 2 Kasım’dan itibaren atanmaya başladı. Her ile bir genel sekreter atanırken İstanbul’a 4, İzmir ve Ankara’ya 2’şer genel sekreter atandı. Genel sekreter atamaları AKP’nin kadrolaşması şeklinde yürütüldü.

Genel sekreterlerin tamamı sağlığa “sektör” tanımı yapıyor, konuşmalarında, “kalite” ve “sağlık yatırımları” sözleri eksik olmuyor. Afyon’a atanan Ayhan Erenoğlu’nun profili diğerleri hakkında da ipucu veriyor: İzmit İmam Hatip-İzmit Lisesi’nden sonra, Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesini bitiren Ayhan Erenoğlu, Fatih Üniversitesi’nde hastane işletmesi konusunda yüksek lisans yaptı.

Atamalarda AKP’lilik belirleyici oldu. Örneğin, Adana’ya atanan Kemal Kiraz, Antalya’da bir dönem AKP’den aday adayı olmuştu. Çanakkale’ye atanan isimse AKP eski Muğla Milletvekili Kenan Eliuz.

Yerel basında son iki aylık köşe yazılarında ortaya atılan “kulis” bilgileri, atamalardaki AKP etkisini gösteriyordu. Çanakkale’de yerel bir gazetede yer alan Kerem İriç’in köşesindeki şu ifadeler dikkat çekici: “Görüştüğüm bir parti yetkilisi şunları söylemişti; ‘Biz bu şehirde kimi istediğimizi müdürlüğe koyabildik ki, (...)bir iki isimden öteye gidemedik istediğimizi istediğimiz yere koymada, bunlar da küçük yer değiştirmeydi zaten.(...) Sözler verdik onlara, onlar hazırlıklarını yaptılar beklediler, fakat(...) başaramadık.”

Kamu adına yapılan atamalarda AKP’nin belirleyiciliği giderek aleni bir hal aldı. Artvin’in Şavşat İlçesi’nde yayımlanan 23 Şubat gazetesinin 3 Kasım 2012 tarihli sayısında yer alan haber, atamaların AKP teşkilatlarının isteğiyle yapıldığını gözler önüne seriyor: “AK Parti Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay, AK Parti Ardahan teşkilatları ve Sağlık Bakanlığı’nın iki ayı aşkın süredir yaptıkları araştırmalar sonucu Şavşatlı hemşerimiz Op. Dr. Gökhan Demiral’ın Sağlık Genel Sekreterliğine atanmasını sağlamaları halk arasında olumlu karşılanarak isabetli bulunurken(…) Ardahan’da Sağlık Genel Sekreteri arayışı uzun sürdüğünden bu göreve birçok şahıs talip olmuş ve bunlardan bazılarının statüleri tutmazken, bazıları da AK Parti teşkilatları tarafından uygun bulunmamıştır.”

Bursa’ya atanan Yavuz Baştuğ’un göreve başladığı gün yaptığı konuşmanın son bölümü de genel sekreterliklerin yönetim anlayışı hakkında bilgi veriyor: “Tabii ki tek elden alım tasarruf sağlar, hizmet maliyetini düşürür.”

Atanan genel sekreterlerden bazılarının sicilleri de kabarık. Niğde’ye atanan Emirhan

Yardan, görevini kötüye kullanmak gerekçesiyle 10 ay hapis ve 10 ay 15 gün kamu hizmetlerinden men cezasına çarptırılmıştı. Ceza paraya çevrilerek ertelenmişti. Cezaya konu olan olaysa 2000 yılında Diyarbakır’da yaşandı. Yardan İl Sağlık Müdürlüğü görevini yürüttüğü sırada darp ve işkence gördüklerini iddia eden iki kişiye, "Darp yoktur" raporu vermesi için acil servis doktoruna baskı yapmıştı.

Osmaniye'ye atanan Cem Uraldı da görevi ihmal suçundan 5 ay hapis cezası aldı ancak ceza 3 bin lira para cezasına çevrilerek ertelendi. "Madde bağımlısı hastalara uyuşturucu satışı, zihinsel engelli hastalara cinsel taciz, dayak, çıplak bir şekilde hortumla su sıkılması" gibi görüntülere sahne olan Adana Dr. Ekrem Tok Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nin Başhekimi Dr. Cem Uraldı, görüntülerin 2007 Ocak’ında televizyonda yayınlanması üzerine açığa alınmıştı.


TIBBIN İYİLEŞTİREMEYECEĞİ ÇALIŞANLAR

Yasa, beraberinde getirdiği güvencesizleştirme uygulamaları ve performans sistemiyle hekimden işçisine sağlık çalışanlarının sağlığını bozacak nitelikte.

Yasayla birlikte yöneticiler ve yönetim birimlerindeki uzman personel 2 ya da 4 yıllık sözleşmelerle atanacak. Bu yöneticiler, hastaneleri rekabet ortamında başarılı kılmazsa, istenen puanı toplayamazsa sözleşmeleri sona erecek. Böylece yöneticilerin rekabet için çalışanlara yapacağı baskı artacak.

Yasayla birlikte getirilen bir diğer değişiklik de sürgün uygulaması. Çalışanlar, işyeri birliği bünyesindeki hastaneler arasında “hizmet gereği” olarak değiştirilebilecek.

Birlikler bünyesinde mevcut çalışanların yüzde 50’sine kadar sözleşmeli personel alımı yapılabilecek. Böylece görece güvenceli çalışanlar güvencesizlik cenderesine daha da yaklaşacak.

Performans sistemi nedeniyle sağlıkçılar daha fazla hasta bakmaya zorlanacak ve sağlıkçıya yönelik şiddet artacak.

 

SAĞLIK SERBEST BÖLGELERİ

Yasayla Serbest Sağlık Bölgeleri kurulması öngörülüyor. Yasada bölgelerin kuruluşu Bakanlar Kurulu tarafından; bölgelerdeki sağlık hizmetine ilişkin usul ve esaslar da Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenecek denilse de kuruluş ve uygulamalar tamamen sermayenin ihtiyaçlarına göre şekillenecek. Serbest Sağlık Bölgeleri’nin şirketlerin beklentilerine göre kurulacağı, yasanın ilgili maddesinde şu şekilde ifade ediliyor: “Ülkenin sağlık alanında bölgesel cazibe merkezi haline getirilmesi ve yabancı sermaye girişinin hızlandırılması amacıyla serbest sağlık bölgeleri kurulur.” Türkiye’deki serbest bölge deneyimlerinden, bu bölgelerde patronların örgütlülüğü nedeniyle işçilerin asgari ücretin altında, yıllık izinleri kullandırılmadan, haftalık çalışma süresinden daha fazla çalıştırıldıkları ve sendika düşmanlıkları biliniyor.

Alp Tekin Babaç – Sendika.Org

Kamu Hastane Birlikleri Yasası 2 Kasım itibariyle uygulamaya kondu. Yasa, 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle birlikte kabul edilmişti. Yasayla Kamu Hastaneleri Kurumu kuruldu. Sağlık Bakanlığı’na bağlı olsa da özerk bir işleyişi olan kuruma bağlı illerde Birlik Sekreterlikleri oluşturuldu. Üniversite hastaneleri dışındaki hastaneler bu sekreterlikler tarafından yönetilecek. Hekimler arasından seçilen ve hastanenin yöneticisi olan başhekimler de artık sekreterliğe bağlı olacak.

AKP’nin belirlediği isimler, Sağlık Bakanlığı tarafından sekreterliklere atandı. Birlik sekreterleri ilin büyüklüğüne göre milyar dolarlara varan bütçeleri yöneten şirket CEO’ları gibi konumlanacak. Sağlık Bakanlığı’nın sağlık hizmetinden çekildiği, hastanelerin bütçelerini özkaynaklarıyla (çoğunu hasta gelirlerinin oluşturduğu) bu yeni düzenekte performans sistemi tüm sağlık çalışanlarına, hatta hastanelere de uygulanacak.

Hastaneleri otelleştirecek olan uygulamayla birlikte parası olan hasta daha üst dereceli hastanelerden hizmet satın alacak. Parası olmayan hasta en alt düzeyden hizmet alacak(?). Performans sistemi ve hastanelerin puanlanması sistemi; sağlıkçıları güvencesizleştirirken performansı artırmak için vaka sayısı, işlem sayısı, operasyon sayısı artacak ve hastalar gereksiz tedavilerle karşı karşıya gelebilecek.

 

Birliklerin Görevleri

 

Kamu Hastaneleri Kurumu bünyesinde oluşturulacak Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Strateji Geliştirme Başkanlığı ve Personel Genel Müdürlüğü tarafından yapılacak görevler şu şekilde: Toplum temelli ve özellikli sağlık hizmetleri, ağız ve diş sağlığı hizmetleri, bölge tabanlı sağlık hizmetleri, tıbbi ürün ve hizmet alımları, sağlık hizmetleri ve kalite gözlem hizmetleri, hasta hakları, hasta ve çalışan güvenliği hizmetleri, hasta hizmetleri ve sağlık otelciliği uygulama hizmetleri, performans izleme değerlendirme ve geliştirme hizmetleri, sağlık hizmetleri izleme hizmetleri, kurumsal verimlilik ve analiz hizmetleri, eğitim hizmetleri, bilgi sistemleri ve yönetimi, merkezi satın alma, hastane yatırımlarını izleme ve koordinasyon, insan kaynakları planlama, mali analiz, stok analizi ve kontrol, döner sermaye bütçe ve muhasebe uygulamaları, tedarik yöntemleri düzenleme, maliyetlendirme ve fiyatlandırma, gelirleri değerlendirme ve düzenleme, finansal izleme, doktor atama, hekim dışı personel, özlük işleri, yönetici ve sözleşmeli personel.



Daha Yeni: