Bulunduğunuz sayfa 1 Toplam sayfa 129        1    2    İleri
  Ergene’deki kirliliği anlatan Dr. Tuncer görevine iade edildi 20.09.2014
  Hekimlerden Ergene’deki kirliliği anlatan Dr. Dilek Tucer’e destek 20.09.2014
  İSTİB’den iş cinayetlerine karşı mücadele edenlere karalama 20.09.2014
  Ezidi sığınmacılar için acil çağrı 20.09.2014
  Yine Hema, yine iş cinayeti: Maden göçüğünde bir işçi öldü 20.09.2014
  Torba yasa sonucu işsiz kalan binlerce işçi eylemde 17.09.2014
  805 milyon insan açlık çekiyor 17.09.2014
  Taksim İlk Yardım Hastanesi için mücadele sürüyor 17.09.2014
  Vali ‘gıda sektörü etkilenebilir’ diye kanser uyarısı yapan doktoru görevden aldı 17.09.2014
  AİHM’den Türkiye’ye ‘zorunlu din dersi’ mahkumiyeti 17.09.2014
  Yıldızların Yalnızlığı | Dr. Mehmet UHRİ 17.09.2014
  Çalışma Bakanlığı: Bizim mühendislerimiz, doktorumuz işini bilir! 14.09.2014
  5 inşaat işçisi daha hayatını kaybetti 14.09.2014
  ‘En fazla bir Alevi ölmüş olur, ne olacak’ diyen doktora karşı eylem 14.09.2014
  Gökçek, ishal teşhisinde bulunan doktorlara savaş açtı 14.09.2014
  Mamaklılar dört koldan yürüdü: ‘Mahallemizde uyuşturucu istemiyoruz’ 14.09.2014
  Maden işçileri ‘torba yasa’ gerekçesiyle işsiz kaldı 14.09.2014
  AKP’nin iş güvenliği eylem planı: Patrona ödül, işçiye ‘paralı eğitim’ 14.09.2014
  ’3. Havalimanı’nda yılda en az 2-3 kaza olur’ 14.09.2014
  Sağlık Bakanı da Ankara suyunu içmiyor 14.09.2014
Bulunduğunuz sayfa 1 Toplam sayfa 129        1    2    İleri

Toplam Haber Sayısı: 2577

Torunlarımızı Milyarlık Borçlandırmaya Başbakandan "Fukara" Edebiyatı


Yazdır

.

Konya Ticaret Odası, Konya Sanayi Odası, Konya Ticaret Borsası, Konya Vergi Dairesi Başkanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından organize edilen ''Konya Ekonomi Ödülleri 2012'' Konya Dedeman Otel'de Başbakan'ın katılımıyla gerçekleşti.

"Konya Ekonomi ödülleri 2012" törenine katılan Başbakan Erdoğan, şehir hastaneleri projesinin yargı ve bürokratik oligarşi nedeniyle hayata geçirilemediğine işaret ederek, ''İşte şu anda bizim, bu fakirin 6 yıldır üzerinde ısrarla durduğu şehir hastaneleri projesi vardır. Biz, bu şehir hastaneleri projemizi ne yazık ki bürokratik oligarşi ve yargı sebebiyle hala hayata geçiremedik'' dedi. 

28 Şubat döneminde Konya sanayicisinin ''üvey evlat'' muamelesi gördüğünü belirten Erdoğan, şöyle devam etti:
''Sizler ucuz kredi almadınız. Sizler ucuz kredi alıp, bunu batırıp hesabını vermeyenlerden olmadınız. Sizin suçunuz şuydu; her sabah 'bismillah' deyip, fabrikanızın, atölyenizin, işyerinizin, dükkanınızın kapısını açtınız. Her akşam 'elhamdülillah' deyip kanaat içinde o kapıları kapattınız.''

Başbakan Erdoğan, ''Hani şimdi komisyon raporları falan filan geliyor ya, şahsım için şunu söylüyorlar: 'Konuşmalarında 'Allah yardımcımız olsun' dedi. Konuşmalarında 'Ya Allah bismillah' dedi. Bunları benim için suç layihasına yazıyorlar. Kimler, artık anlıyorsunuz. Şimdi ben bir kere daha diyorum; elhamdülillah. Yeter ki bizim suç layihamız bunlarla dolu olsun'' diye konuştu.

Erdoğan, 2000, 2001 yıllarında yaşanan krizlerin 28 Şubat'ta başlatılan 'cadı avının' birikimi ve sonucu olduğunu belirterek, ''Ortaya çıkan bedeli hesap etmek çok kolay değildir. Farklı hesaplamalara göre, 28 Şubat'ın Türkiye'ye sadece ekonomik maliyeti 100 milyar ile 250 milyar lira arasında olmuştur'' dedi.

Erdoğan, 2001'deki bankacılık krizinin faturasının Hazine'nin yıllık faiziyle şöyle hesaplandığında, 2001'den şu ana kadar 231 milyar lira olduğunu söyledi. ''Böyle bir ecdadın torunu olacaksın, dünyadaki bu zulme duyarsız kalacaksın. Var mı böyle bir şey? Ama bunların büyük devlet olma diye bir ufku yok. Bunlar cüce, cüce, bunlardan bir şey olmaz.''

Erdoğanın bu açıklamaları üzerine TTB Merkez Konseyi konuyla ilgli bir açıklama yaptı. Açıklama şöyle:

"Sağlıkta “İleri özelleştirme” dönemine geçiliyor. Kamusal sağlık hizmetlerine saldırı yasanızı geri çekin, kar hırsınızı dizginlemeyi öğrenin!

“Sağlık Bakanlığı’nca, Kamu Özel İşbirliği Modeli ile Tesis Yaptırılması, Yenilenmesi ve Hizmet Alınması Hakkında Kanun Tasarısı”, Bakanlar Kurulu tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gönderildi.

“Kamu Özel Ortaklığı” Kanun Tasarı metni incelendiğinde, bütünüyle uluslararası kredi kuruluşları ve şirketler yararına bir sistem oluşturulduğu görülmektedir.

Tasarıya göre, Sağlık Bakanlığı’nın kendi ana hizmet binasından Toplum Sağlığı Merkezlerine kadar tüm binalar bu modelle yaptırılabilecek, Sağlık Bakanlığı’nın tüm birimleri kullandıkları binaların kiracısı, tüm sağlık çalışanları da bu şirketlerin işçisi haline getirilecektir.

Bu yöntemle yapılacak sağlık tesislerinin ihaleyi alan şirketler tarafından yönetilmesi planlanmaktadır.

Halen mevcut düzenlemeye göre ihaleyi alan şirketlere “tıbbi hizmet dışında kalan hizmetler” devredilmekte iken, Tasarıda hekimlerin ve sağlık çalışanlarının verdiği hizmetlerin tümünün ihaleyi alan şirketlere devri öngörülmektedir.

Tasarının gerekçesinde “tesislerdeki sağlık hizmetleri kamu tarafından sunulmaya devam edilmektedir” denilmektedir. Oysa Tasarının 1. Maddesinin 2. Fıkrasının ( e ) bendinde “hizmet bedeli” tanımı yapılmakta ve “Bedelin bir unsuru olup 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 36 ıncı maddesinde belirtilen yardımcı hizmetler sınıfı ile sağlık hizmetleri ve yardımcı sağlık hizmetleri sınıfı personeli tarafından yerine getirilmesi gereken hizmetlerden yükleniciye gördürülecek hizmetlerin sunulması karşılığında idare tarafından yükleniciye ödenen ve dönemsel piyasa testi ile güncellenen bedeli” olduğu belirtilmektedir.

Yani yapılacak düzenleme ile “mesleki eğitim görerek yetişmiş olan tabip, diş tabibi, eczacı, veteriner hekim gibi memurlar ile bu hizmet sahasında çalışan yüksek öğrenim görmüş fizikoterapist, tıp teknoloğu, ebe, hemşire, sağlık memuru, sosyal hizmetler mütehassısı, biyolog, pisikolog, diyetçi, sağlık muhendisi, sağlık fizikçisi, sağlık idarecisi ile ebe ve hemşire, hemşire yardımcısı, (Fizik tedavi, laboratuvar, eczacı, diş anestezi, röntgen teknisyenleri ve yardımcıları, çevre sağlığı ve toplum sağlığı teknisyeni dahil) sağlık savaş memuru” hizmetlerinin tamamımın şirketlere devrinin önü açılmaktadır.

Şirketler, yaptıkları binaların bedelini alacakları kiralardan karşılayacak, diğer yandan gerçekte “kamunun” çekilmesi ile kamu görünümü altında özel sağlık hizmeti sunarak 49 yıla kadar kamu maliyesinden para alma imtiyazına kavuşacaktır.

Şirketler ayrıca sağlık tesislerinin çevresine kurdukları ticari alanları işleterek kâr elde edecek, üstelik bu gelirleri KDV, Damga Vergisi ve Harçlardan muaf olacaktır.

Türk Tabipleri Birliği’nin açtığı davalarda gelen belgelerden anlaşılmıştır ki; Yüksek Planlama Kurulu, bu projelere var olan kamu hastanelerinin kapatılması kaydıyla izin vermektedir. Dolayısıyla, kamu özel ortaklığı yolu ile yapılan hastaneler tamamlandığında o şehirde özel şirketlerin işletmeyeceği 2. Ve 3. Basamak başka bir deyişle ‘Devlet Hastanesi’ kalmayacaktır. Zaten Kamu Hastaneler Birliği ile ilgili yapılan düzenlemelerle “Devlet Hastanesi” ibaresi tarih olmuştur.

Bugüne kadar Kayseri, Ankara-Etlik, Ankara-Bilkent, Elazığ, Yozgat, Manisa, Konya-Karatay, İstanbul-İkitelli, Mersin, Adana, Gaziantep, İzmir-Bayraklı, Bursa “Şehir hastanesi-Entegre sağlık kampüsü” ihaleleri yapılmıştır. Ayrıca 8 ayrı ilde farklı yatak kapasiteleri ile fizik tedavi rehabilitasyon, psikiyatri ve yüksek güvenlikli adli psikiyatri hastaneleri ihalesi de tamamlanmak üzeredir. Eskişehir, Kocaeli ve Isparta ihale süreci devam etmektedir. Yüksek Planlama Kurulu’na Antalya, Denizli, Diyarbakır, Kahramanmaraş, Samsun, Şanlıurfa, Tekirdağ illerinin yanı sıra İzmir, İstanbul için yeni projeler de sunulmuştur.

Yalnızca proje ve ihale süreci başlatılmış olan yerler bile Türkiye’nin sağlık hizmetlerinin yüzde 70’e yakınının verildiği, en fazla sayıda sağlık çalışanı bulunduran ve nüfusu en yoğun olan illerdedir.

Bugüne kadar yapılan 13 ihale ile belirlenebildiği kadarıyla önümüzdeki 25 yıl için 50 Katrilyon Liranın üzerinde bir kamu borcu oluşmuş bulunuyor.

Bugün basında yer alan haberlere göre, Çalışma Bakanı Faruk Çelik “Oluşacak borcu torunlarımız bile ödeyemez.” diyerek uygulamaya karşı çıkmaktadır. Ancak, Hükümet’in, yerli ve uluslararası sermaye çevrelerinin ağzının suyunu akıtan bu “Beş Yıldızlı Soygun” sistemini, hem sağlık çalışanlarını hem de yurttaşların sağlık hakkını yutacak biçimde genişletmekte kararlı olduğu anlaşılmaktadır.

Sonuç olarak sağlık alanı tümüyle özelleştirilmektedir. Bu hastanelerde çalışan tüm hekimler ve sağlık çalışanlarının uluslar arası konsorsiyumların işçisi olmak dışında çalışma olanakları kalmamaktadır. Tasarıda bu durum açıklıkla yer almaktadır.

Hekimler olarak, sağlık çalışanı dostlarımız ve sağlık hakkına sahip çıkan yurttaşlarımızla birlikte, Türkiye’deki tüm sağlık hizmetlerini özelleştiren, kamusal sağlık hizmetlerini “nostaljik bir anı” haline getirmeye çalışan bu düzenlemelere karşı sonuna adar mücadele etmeye kararlı olduğumuzu kamuoyuna duyururuz."

HekiMedya



Daha Yeni: